
"Eski bir yazı olmasına rağmen güzel bir yazı olmasından dolayı sizinle paylaşmak istedik - elmacıpazarı"
LEVON BİSS: GÜZEL BİR OYUNU YAKALAMAK
Nicola Godwin
Fotoğrafçı Levon Biss, Apple’ın Aperture yazılımını, eşsiz bir görev sırasında, futbolun küresel erimini yakalamak için sahaya getirdi.
Bir gece vakti Kremlin, tozlu bir Afrika kasabası, karla kaplı Peruvian dağları ve Hackney Dağları. Bu yerlerin ortak noktası nedir? Bu yerler insanların futbol oynadığı yerlerdir. Ve bu bölgelerin hepsi, 11 aylık bir görev içerisinde, dünyadaki futbol kültürünü fotoğraflayan aynı zamanda Aperture hayranı olan Londra kökenli fotoğrafçı Levon Biss tarafından ziyaret edilmiştir.
Biss, Canon 1 Ds Mark II dijital kamera ve Apple’ın Aperture yazılımının yüklü olduğu 17”lik bir PowerBook ile Umbro’nun sponsorluğunu yaptığı “onelove” projesinin bir parçası olarak altı farklı kıtada 26 ülkeyi ziyaret etti.
“Kendimi dünyanın en teknik insanı olarak görmüyorum. Önceliğim asıl resmi oluşturmak, fakat biliyorum ki ihtiyacım olduğunda araçlar Aperture’de mevcut- ve kullanması çok kolay.”
Projenin amacı futbolu global bir ölçüde belgelemekti—fakat futbolun göz alıcı kısmını değil, dünyanın her yerinde sıradan insanlar tarafından oynanan kısmını. “Futbolu bir endüstri olarak değil, bir kültür olarak göstermek istedik- bu da, stadyumda sosisli satan bir adamdan tutun da sahada oynayan oyunculara kadar her şey demek oluyor. Kendimi tek bir ülkeyle ya da belirli bir oyun seviyesiyle sınırlamadım.” diyor Biss.
Neden futbol? Çünkü Biss’e göre, futbol gerçek olan tek evrensel oyun. “ Futbol dünyadaki her çeşit insanı birbirine bağlıyor. Amazonialı Hintlileri, Peru dağlarındaki küçük çocukları ve burada, Londra’daki meydanlarda oynayan insanları gördüm- Bu insanlar tek bir şeyi paylaşan farklı insanlar.”diyor Biss.
Biss, 11 aylık süreçte elde ettiği resimleri bir araya getirdi ve sonuç, ilk iki ayda 38.000 kopya satan 400 sayfalık bir kahve masası kitabı kadar ilgi gören, dünya çapında milyonlarca insan tarafından görülecek gezici bir sergi oldu.
Bu denli yüksek profilde bir kampanya en iyi düzeyde ürün kalitesi gerektirir. Öyleyse, yılın en iyi zamanı için dışarıda, sahadayken böyle bir kaliteyi nasıl garantilersiniz? “ Onelove, Aperture’n İngiltere’de piyasaya sürülmesiyle aynı zamana denk geldi. Ve Apple dedi ki: ‘ Neden denemiyorsun?’ birkaç denemeden sonra Aperture, iş akışımı oluşturmamda bir devrim yarattı. “ diyor Biss ve ekliyor: “Daha önce farklı programlar kullanmıştım, fakat Aperture’da bulduğum hızı ve kullanılabilirliği onlarda bulamadım. Yapmam gereken her şeyi yaptı, ve en önemlisi, hepsini sahada yaptı.”
Aperture’n RAW dosyalarındaki yüksek düzeyde kontrolü çoğunlukla stüdyolarda gerçekleştiriliyor. Öyleyse, Namibia çöllerinde ya da Peru’da deniz seviyesinin 3500 metre üzerinde bu nasıl mümkün oluyor? Biss diyor ki: “ Deklanşöre basmanız her zaman ne elde edeceğinizi kontrol ettiğiniz anlamına gelmiyor. Aperture farklı düzeyde bir kontrol sağlıyor, çünkü seyahat halindeyken RAW dosyaları üzerinde çalışabilirsiniz- Bu benim için olağanüstü bir durum.”
Biss daha önce, çektiği resimleri seyahat sırasında yükleyecek ve sonra İngiltere’ye dönünce üzerlerinde çalışacaktı. Fakat şimdi, bulunduğu yerde resimler üzerinde çalışabildiğinden vakit kazanıyor- aynı zamanda doğru fotoğrafı elde ettiğinden emin oluyor. “ Bulunduğum yerde fotoğrafları kontrol edebildiğim için neyi çekebildiğimi ya da çekemediğimi görebiliyorum, böylece o ana tekrar dönüp ihtiyacım olan şekilde tekrar çekebiliyorum.” Diyor Biss ve ekliyor:
“Bir seyahate çıktığınızda yanınıza aldığınız yalnızca kameranız ya da seyahat planınız değil, bu sanki bütün stüdyonuzu yanınızda götürüyormuşsunuz gibi- karanlık odanızı, ışık kutunuzu ve her şeyinizi. Sonuç olarak, istediğiniz fotoğrafı çekmekte fazlasıyla özgürsünüz.”
Biss yüklemeleri direkt olarak 17”lik PowerBook G4’üne yapıyor ya da 60GB’lık bir iPod’u harici disk olarak kullanıyor. “iPod’u kullanmak harika” diyor ve ekliyor: “ Çok fazla depolama alanım olduğunu biliyorum, bu fotoğraf kartlarını tek tek göstermediğim için bana zaman kazandırıyor. Dahası, aradaki buzları kırıyor. İnsanların seni beklemediği bu küçük yerlere gidip çektiğiniz fotoğrafları iPod’unuzun renkli ekranında onlara gösterdiğinizde, şüphe bariyerini de aşmış oluyorsunuz.”
Bir seans bittiğinde Biss, iPod’unu fotoğrafların yedeklenmesi için laptopuna bağlıyor. Daha sonra, vakti olduğunda, Aperture’da detaylı bir şekilde tekrar gözden geçiriyor. Ve diyor ki: “Herhangi bir yerde otobüste seyahat ediyor olsam da ya da bir kafede oturuyor olsam da seyahatim süresince çektiğim fotoğrafların üzerinde çalışabiliyorum. Bu benim için, bana zaman kazandıran çok kolay bir işlem.”
Programın içerisindeki kontrol düzeyi, kullanıcıların, istedikleri görseli elde etmeleri için yeterince serbest oldukları anlamına geliyor. “Bu programda, ayrıntıların miktarı ve kontrolü muhteşem.” diyor Biss ve ekliyor: “ RAW çekmek size, pozlamada, renk dengesinde ve kontrastta bolca yer veriyor- bütün detayıyla. Bu özellikle, siz fotoğrafı çekerken belgeselde yardımcı oluyor. Örneğin, ışığın az olduğu zamanlarda uzun pozlama yüzünden net görüntü elde etmek benim için gerçekten zor oluyor, fakat bunu fotoğrafı çekip daha sonra Aperture’da çalışarak üç adımda gerçekleştirebileceğimi biliyorum. Böylece, aşırı pozlama yapmadan fotoğrafı çekiyor ve Aperture’a atıp bir bozulma olmayacağını bilerek ışığı arttırıyorum. Bu sayede ihtiyacınız olan fotoğrafı elde etme şansınız daha fazla oluyor.”
Fakat özelliklerine rağmen, Biss programın kullanımını işlevsellik açısından çok kolay buluyor. “Kendimi dünyanın en teknik insanı olarak görmüyorum.” diyor ve ekliyor: “Önceliğim asıl resmi oluşturmak, fakat biliyorum ki ihtiyacım olduğunda araçlar Aperture’de mevcut- ve kullanması çok kolay.”
İş akışı için özellikle önemli olan kısmı ise Aperture’n düzenleme özellikleri. Biss diyor ki: “Eğer fotoğraf çekmek için bütün gün dışarıdaysam, günü bir çok fotoğrafla bitiriyorum. Aperture’n düzenleme sistemi fotoğrafları zamana göre ayırıyor- benim uğraşıp tek tek ayırmam yerine bu düzenlemeyi benim için o yapıyor. Sonrasında çektiğim fotoğrafı derecelendirmek benim için kolay oluyor (Aperture’n derecelendirme sistemi ile), halbuki önceden, dosya isimleri için birer not yazmak zorunda kalıyordum.”
“Aperture’n düzenleme sistemi fotoğrafları zamana göre ayırıyor- benim uğraşıp tek tek ayırmam yerine bu düzenlemeyi benim için o yapıyor.”
Fotoğraf endüstrisinde filmli ve dijital makinelerle ilgili hala bir çatışma söz konusu. Fakat Biss, Aperture’n eski teknolojiden yeniye yumuşak bir geçiş sağladığı ve aradaki ayrımı kapattığı konusunda iddialı. Diyor ki: “Aperture eski tip filmli fotoğrafçılığı geri getiriyor. Fakat bunu dijital bir alana getiriyor. Film ile yaptığınız her şeyi dijital olarak yapabiliyorsunuz. Bu sadece farklı bir format. Teknoloji araya girmiyor. Bu onun güzelliklerinden biri; fotoğraf eski tekniğe, geleneğe bağlı kalıyor, fakat Aperture, onu daha kullanışlı, güncel ve taşınabilir bir formata aktarıyor.”
“Onu kullanmaya kesinlikle devam edeceğim; onu şimdi benden alırsanız çok üzülürüm. Fotoğrafları oluşturduğum bu yolu hemen hemen benimsedim- görsel olarak değil, fakat lojistik tarzım açısından. Aperture’n şimdi fotoğrafla ilgili bu sürecin merkezi olduğunu düşünüyorum.” Diyor Biss.
Kaynak online : Apple
Kaynak offline : Tıkla
Merkez - Teknik Servis |
Mağaza | İstanbul - Ofis |
![]() |
